4 Haziran 2013 Salı

bir eylemden daha fazlası

beşinci günün gecesine kadar yapılan haklı eylemler çok doğruydu
ve amacına da ulaştı aslında..

bugüne kadar toplanan insanlar sadece "halk" kimlikleriyle
geldiler meydana, slogan atamadıklarından, "slogan bulamadım"
demelerinden belliydi.. sadece yürümek, nefes almak, adam yerine
konmak istediler, özgür olmak istediler, özgürlüklerine dokunulmasın
istediler..

zaten bu oluşumu herhangi bir parti bir kişi bir kurum ya da kuruluş
yapamazdı da.. hiçbir kurum kuruluş parti insanları gece gündüz demeden
aralıksız sokaklarda tutamazdı, insanları genç yaşlı, türk kürt,
fenerli galatasaraylı beşiktaşlı, göztepeli karşıyakalı, sağcı solcu,
sünni alevi demeden birleştiremezdi bir araya getiremezdi..

herkesin bildiği gibi "gezi parkı" olayı da değil bu,
bardağı taşıran son damlaydı sadece "gezi parkı"..

ilk beş gün "gezi parkı" davasıydı ve kazanıldı da!!
sonrasında ise hükümetin yaklaşımları olayları ikinci bir aşamaya taşıdı,
beklenen sadece anlayıştı.. "haklısınız, siz halkı dinlemeden, size sormadan danışmadan,
sizin için birşeyler yapmaya çalışmamız doğru değildi, siz de haklı tepkinizi ortaya koydunuz,
biz hatamızı gördük bu konuda gereğini yapacağız" demeleriydi.. ama yapılan konuşmalar
ortamı daha da germeye yönelikti ve "ben dediysem olacak, ne istersem onu yaparım" mizacına sahipti..

ancak bugünden sonra yapılanlar işin rengini değiştiriyor,
artık sokaklarda sadece halk yok, ilk günlerdeki saf iyi niyetli
insanlar evlerine dönerken o boşlukları provakasyon yapmak isteyen
ülkeye zarar vermek isteyen buradaki sinerjiden bu insanlardan
faydalanmak isteyen bir takım güçler illegal oluşumlar devreye girmiştir.

bu nedenle kimsenin bu oyunlara gelmemesi gerekmektedir,
hiçbir şekilde kamu malına, esnaflara ve çevreye zarar verilmemeli,
polisle çatışılmamalı, taşlar atılmamalı, küfürler sarfedilmemelidir..
bu tür kötü niyetli kişilere de fırsat verilmemelidir..

bu eylemi başlatanlar bu zihniyette zaten değildir,
bu eylemi yapanlar, eylem sonrası çöp poşetleriyle çevreyi
temizleyenlerdir, çıkan ateşi imece usulüyle söndürmeye çalışanlardır,
taş atanları küfür edenleri engellemeye çalışanlardır,
bazı sığ zihniyetli kamu görevlilerinin tahrik amaçlı sokaklara yığdığı
taşları tek tek toplayarak ortadan kaldıranlardır,
arada kalan polisi linç edilmekten kurtaranlardır..

sadece kendi %50sinin başbakanı olan bir kişi ile ülke yönetilmektedir.
sözde "cumhuriyet" ile yönetilen ülkemizde, herşey başbakanın kontrolünden
geçmektedir.. Komşularımızda meydana gelen olaylarla ilgili olarak
dışişleri bakanımızın konuşması gerekirken dışişleri bakanı ortada yok; konuşan başbakan,
istanbul belediyesini ilgilendiren bir olayda belediye başkanı ortada yok; konuşan başbakan,
ülkeyi sanki sadece kendisi yönetiyor gibi gelmiyor mu size de ?

nefsi müdafa olmadan gaz kullanmayın talimatı verildi deniyor,
orantısız güç kullanılmıyor deniyor..
polis orantısız güç kullanmıyorsa, neden kask numaralarını kapatıyorlar,
doğrudan atış yapıyorlar da eğik atış yapmıyorlar, hedef gözetilerek atış yapıyorlar?
aralarında insan olan maskesini vatandaşa veren, getirilen Türk bayrağını
toma'ya asan polisler de var, hepsi bir değil tabii ki..
ancak birbirimizi kandırmayalım, bunların sayısı bir elin parmağını geçmez,
çoğunluğu silahsız masum insanları tazlikli suyla gazla hedef gözeterek yaralamakta
ve bu fırsatı kollamaktadır..
iyi niyetli polisler de var, gerçekten emir kulu olup zarar vermeden olayların bitmesini isteyen de var,
ancak sözde emirleri farklı yorumlayıp, doğrudan hedef alan, zararsız ve masum insanların kafasına
nişan alarak gaz bombası atan, tazlikli su sıkanlar da var..
kimseye vurun öldürün kırın diye emir verildiğini de düşünmüyorum,
birçoğu ekmek parası için, işlerini kaybetmemek için yapıyorlar bu mesleği,
ancak meslekleri insanları korumak ve kontrol altına almak olan polislerin arasından
mesleklerini bilerek ve isteyerek kötüye kullanan, bunu bir savaş olarak görenler de bulunmakta..
ya da bu şekilde davranarak birilerine yaranmayı niyetlemekte olanlar..

bu ülkede sözde barış adına bir çok şey sindirildi,
ancak böylesine bir tepkiye meydana gelmedi hiç,
bunların iyice düşünülmesi gerekiyor..

halka yeterince bilgi verilmiyor, paylaşım yapılmıyor...
iktidar tepkileri yok saymamalı, bastırmamalı, dinlememezlik etmemeli deniliyor,
peki medya neden susturuldu? medyayı susturursan sosyal medyada ham bilgiler yayılır,
çoğu yanlıştır, süzgeçten geçmemiştir ve hatta provakasyonlara açıktır,
bu nedenle basın susturulursa bu durumda sosyal medya tek haber kaynağı durumuna gelmektedir..

sonuç olarak bu bir sivil direniştir ve
halkın dediği tek şey de şudur;
"biz akpsiz dine
chpsiz ataya
mhpsiz vatana
bdpsiz kürde sahip çıkarız,
biz halkız!"

"üçüz beşiz, hepimiz çapulcuyuz.."

saygılarımla,
mustafa kemal'in askeri,
sade bir türk vatandaşı..
orhun dalabasmaz