Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2012 Cumartesi

!! HERKES HADDİNİ BİLECEK !!

Ben FENERBAHÇE'liyim..
FENERBAHÇE'mi her zaman, her yerde sonuna dek desteklerim.

Herkes önce şunu çok iyi bilmelidir ki,
bu takım ne başkanındır, ne teknik heyetindir ne de sporcularındır..
Bu takımın tek bir sahibi vardır,
o da BÜYÜK FENERBAHÇE TARAFTARIDIR !!

Bu, bu zamana kadar böyle olmuştur,
bundan sonra da böyle olacaktır.

Herkes taraftara karşı sorumludur ve
sorumluluğunun bilincinde olup gerekeni
yapmakla yükümlüdür.. 

Biz taraftarlar olarak takımımızı iyi günde de,
kötü günde de desteklemesini biliriz..

Nasıl 3-0 yenilirken bile (G.Antep maçı) devre arasında
takımı alkışlayıp ayağa kaldırdıysak,
aynı alkışlarla uğurlamasını, göndermesini de biliriz..

Hiç kimse çıkıp da "hep destek, tam destek" ruhunu kötüye
kullanamaz, bu taraftarı boş işlerle oyalayamaz !

Takımda çıplak gözle görünür bir gerçek vardır ki,
o da çok iyi kaliteli oyunculara sahip olmamıza rağmen,
ortaya çıkan tablonun çok vahim olduğudur..

Bu tip durumlarda bir günah keçisi seçip,
onun üzerinden politika yapıp takımdan göndermek
yapılacak belki de en yanlış şeydir.

Aykut hocayı sonuna kadar destekliyorum,
bir çok hata yaptı, yapıyor, yapacaktır da !
Ancak başarılar 1-2 senede hemen yakalanamaz,
hızla yakalanılan başarılar, aynı hızla da başarısızlıklara dönüşürler..

Bu nedenledir ki başarılar hep zahmetli uzun uğraşlar,
çokca emekler ve uzun yıllar gerektirir..
Takımları tabiri caizse sidik yarışına sokarak ne
FENERBAHÇE'mize ne de Türk futbolunu ne de diğer
Türk takımlarımızı bir adım ileri götürebiliriz..

Bu nedenle Aykut hocayla en az 6 sene devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum
ve uzun sürecek kalıcı başarılara ulaşacağımıza inanıyorum..

Her sene hoca değiştirerek bir yerlere gelemeyiz..

Her sene değişen hocalar, takımın patronunun kim olduğunu unutturur,
hocalardan fazla takımda olan oyuncular, kendilerini hocalardan
üstün görmeye başlarlar ve hatta hocayı umursamazlar,
"burası Türkiye, takım şampiyon olmaz, hoca yarın gider;
ama ben iki derbide gol atar, taraftara koşar şovumu yapar,
takımda her türlü kalırım" diye bile düşünebilir..

(Burada Alex'ten bahsetmiyorum! Alex yüksek kalitede, herkese örnek olan,
hem kaliteli, hem saygılı, hem de efendi nadide bir sporcumuzdur!
Ne Fenerbahçe'ye ne de Türkiye'ye bundan sonra böyle bir oyuncunun geleceğini hiç sanmıyorum..) 

Oyuncular hocaya hesap verecek,
hoca yönetime,
yönetim başkana,
başkan da BÜYÜK FENERBAHÇE taraftarına !!

* * *

Aziz başkan, önce FENERBAHÇE'nin sonra da Türk takımların şimdiye kadar
gördüğü en faydalı başkandır. Seversin sevmezsin, Fenerbahçe'yi büyüten,
büyüklüğüne büyüklük katan, futbol takımından ziyade "spor kulübü" haline
getirerek birçok başarılara imza atan bir başkandır. Sadece Fenerbahçe'ye değil,
Türk sporuna da birçok hizmet etmiştir, gelişmesinde ve büyümesinde önemli rol oynamıştır.
Bu söylediklerimin hepsi somut gerçeklerdir ve inkar edilemez!

10 yıl önce voleybol nedir bilmeyenler, bugün salonları dolurup maç izliyorsa,
olimpiyatlara daha fazla Türk sporcumuz katılıyorsa, basketbol daha ön plana çıktıysa
ve hatta bayan basketbol takımlarının maçları da izlenmeye başlanmışsa, masa tenisi,
atletizm gibi alanlarda da uluslararası başarılara imza atılıyorsa, bunların hepsinde
Aziz Yıldırım'ın katkısı, emeği, desteği vardır..

Bu arada Aziz başkanı eleştirdiğim bir husus da var, her zaman Beşiktaş'ı Galatasaray'ı
örnek göstererek aldığımız yaralara rağmen, maddi olarak 3-4 kat daha büyüğüz,
daha ilerdeyiz, son 10 yılda genele bakarsak daha başarılıyız diyor. Haklı da..
Ancak hep geriye bakıyoruz, GS BJK çok uzakta kalmış bize anca yetişirler diyoruz..
Bu yanlış. Bizim önümüze bakıp Barça'ya Madrid'e doğru yol almamız, ilerlememiz gerekiyor.
Her an durup da gerimize bakıp biz ilerdeyiz dersek, gerilemeye başlarız.
Diyeceğim o ki, bizi geliştirecek olan, ilerletecek olan, yukarıya bakmamız, yukarıya tırmanmamız..

* * *

Bu arada Fenerbahçe'yi çekemeyen belirli kesimler, kalemlerini sadece karalama
yapmak için kullanıyorlar, oysa ki yazmayı öğrenseler, bu eserler ne de güzel çıkar ortaya..
Ancak onların öğretmenleri de kalemleriyle yazmayı değil, karalama yapmayı,
kendi istedikleri gibi resimler çıkarmayı öğretmişler..

Bu şekilde birbirimizin paçasından çeker yükselemeyiz, sadece olduğumuz yerde kalır
bir arpa boyu yol ilerleyemeyiz.. Bir düşünün, neden İngiltere'den, İspanya'dan her yıl
3-4 takım şampiyonlar ligine gidiyor da bizden 1 takım bile zar zor gidebiliyor..
Bencilliğimzden kurtularak, hep birlikte ilerlemek için birşeyler yapmalıyız..
FENERBAHÇE TÜRKİYE'DİR..

* * *

Sonuç olarak,
bu takım BÜYÜK FENERBAHÇE TARAFTARInındır..

Bir takım kötü oynayabilir, yenilebilir..
Şampiyonluklar bile kaybedebilir.
Ama "ruhsuz" oynama lüksüne sahip değildir.

Sürekli kötü oynayıp, taraftar destek çıksın demek çözüm değildir.
Taraftar her koşulda destek çıkar, birilerinin demesiyle, yönlendirmesiyle değil.
Ancak, bunun hesabını bu taraftar yeri geldiğinde de sormalıdır, soracaktır !
Bunu da başta başkan olmak üzere, bütün Fenerbahçe ekibi bilmelidir..

Büyük taraftara yakışan, "ruhlu" Fenerbahçe takımını
en kısa zamanda görebilmek dileğiyle..

22.09.2012 10:30
Orhun DALABASMAZ

6 Eylül 2011 Salı

TFF UEFA EL ELE FENERBAHÇE NEREYE ?

Çok sevdiğim bir abimden Türk futbolunda yaşanan son olaylarla ilgili olarak bana gönderdiği yazıyı olduğu gibi aktarıyorum..

fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi'ne gidemeyeceğini bir ay önceden bildiğini, ama kendilerini kurtarma çabasındaki aziz yıldırım ve yöneticilerin sarı-lacivertli takımı bile bile yaktığını söyledi. orhan salkınaz görüşmenin ayrıntılarını kaleme aldı.

türkiye futbol federasyonu'nda etkili bir yönetici... söyledikleri yenilir yutulur cinsten değil. şike soruşturması sürecinde kendilerinin kamuoyunu oylamak adına sürekli yalan söylediklerini, yaşananların hiç birinin doğru olarak aktarılmadığını söylüyor.

sadece kendilerinin değil fenerbahçe yönetiminin de sahip olduğu bilgileri kimseyle paylaşmadığını, onların da kendi camialarını oyalamak için her türlü yalanı söylediklerini iddia ediyor.

bugün yaşananların daha soruşturmanın 11. gününde, yani 14 temmuz'da belli olduğunu ama fenerbahçe yönetimin hiçbir olumlu adım atmamasının hem kendilerini hem de türk futbolu'nu zor durumda bıraktığını belirtiyor.

işte tüm detaylarıyla yaşananlar:

uefa aninda harekete geçti
3 temmuz sabahı başlayan gözaltı süreçlerinden sadece birkaç saat sonra uefa bizime temasa geçti. tüm gelişmelerle ilgili ayrıntılı raporlar istediğini, şüpheli takımların lisanslarının derhal askıya alınmasını istedi. biz kendilerinden durumun sağlıklı tespitinin yapılabilmesi için bir ay süre istedik. onlar ise, futbol sezonunun başlamak üzere olduğunu ve bize en fazla 8 günlük bir süre verebileceklerini, 12 temmuz da bizim kararımızı kendilerine bildirmemizi istediler.

futbolu yönetenlerin hali içler acisi
kulüplerle hemen toplantılar yapmaya başladık. duruma açıklık getirmemiz, türk futbolu'na atılmaya çalışılan çamuru temizlememiz gerekiyordu. ilk gün yapılan konuşmaları duysanız futbolu tümden yasaklardınız. federasyona gelen başkanlar, yöneticiler, futbol adamları "çok üzücü, ne yapacağız" demeleri gerekirken, "kim yapmıyor ki" "boş verin bunları" "merak etmeyin bir şey çıkmaz, bir haftaya üstü örtülür" gibi laflar ediyorlardı.

kendilerine durumun ciddiyetini anlattık, uefa baskısından söz ettik. ayrıca görüştüğümüz savcı ve emniyet yetkililerinin kararlılığını dile getirdik. ama kimse ciddiye almadı.

uefa kulüpleri korumak istiyordu
bu arada uefa, özellikle tutukluların kulüplerle organik ilişkisinin kesilmesi için kesin bir talimat gönderdi. uefa böyle yaparak aslında kulüpleri korumak istiyordu. yaşananların bahis şikesi skandalındaki gibi uluslar arası boyutunun bulunmaması nedeniyle tff'nin iç sorunu olduğunu belirtip, "yeter ki suç isnat edilenlerin kulüplerle organik bağını kesin, gerisini biz hallederiz" uyarısını yaptılar. biz de hemen bunu ilgili kulüplere bildirdik. kısa sürede işin ciddiyetinin farkına varan herkes konuya hassasiyetle yaklaştı. ardından soruşturma kapsamında tutuklananlarla yollar birer birer ayrılmaya başlandı.

sadece bir istisna ile. o da fenerbahçe...

fenerbahçe yönetiminin inadi
fenerbahçe yöneticileri böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, aziz yıldırım'ı kesinlikle satmayacaklarını söylediler. kendilerine bunu başkanı satmak anlamına gelmediğini, soruşturma süresince kenarda durmasının şart olduğunu, aksi takdirde uefa'nın ılımlı tavrını sertleştirebileceğini söyledik. fakat hiçbir şekilde bize yardımcı olmadılar.

aziz yıldırım da direnme yolunu seçti. gönderdiği mektuplar, avukatları ve yöneticiler aracılığı ile yaptığı açıklamalar, fenerbahçe'yi giderek içinden çıkılmaz bir kaosa sürükledi. kendisinin olmadığı bir fenerbahçe düşünemiyordu. fenerbahçe yöneticilerine verdiği talimatlar "bize bir şey olmaz. aynen devam" diyerek onları yanlış yönlendirdi. "darağacında bile fenerbahçe" gibi hamaset dolu ifadelerle camiasını oyalamayı seçti. çünkü olayların kapatılacağına o da fazlasıyla inanıyordu.

uefa 15 temmuz'da tavir aldi
15 temmuz günü uefa'dan gelen uyarı sadece fenerbahçe başlığını taşıyordu. diğer kulüplerin soruşturma sürecindeki tavrının uefa nezdinde itibar gördüğü, özellikle beşiktaş'ın yaklaşımının kendilerini memnun ettiğini belirtiyor, ancak fenerbahçe'nin direnişine anlam veremediklerini söylüyorlardı.

uefa, "şu anda yunanistan ve türkiye'de iki sıkıntılı durum var. yunanistan bir takım adımlar attı. sizler de çalışıyorsunuz. olumlu gelişmeler var. ancak soruşturmanın merkezinde yer alan fenerbahçe ile ilgili herhangi bir somut adımın atılmaması bizi rahatsız ediyor. özellikle bu takımın şampiyonlar ligi'ne katılacağını düşünürsek, kendilerinden sıcak bir yaklaşım bekliyoruz. agresif reddedişi bir kenara bırakıp, tutuklu bulunan yöneticileri ve profesyonelleri ile aralarındaki organik bağın, en azından türkiye'de devam eden yargı sürecinin sonuna kadar kesilmesini istiyoruz. tff bu konuda gerekli adımları atmak ve uefa'ya yardımcı olmaz zorundadır" ifadeleriyle bizleri sıkıştırıyordu.

isviçre toplantisi
18 temmuz'da bizi apar topar isviçre'ye çağırdılar. orada sert uyarılar yaptılar. toplantı sonrası lütfü arıboğan, sorun yok havasını yansıttı. ama gerçek öyle değildi. uefa bizi köşeye sıkıştırmaya başlamıştı. fenerbahçe'nin tavrından vazgeçmesini ve kendilerinin istediği adımları atması gerektiğini net biçimde ortaya koydular.

küfürleşme bile yaşandi
ertesi gün fenerbahçe yöneticileri ile görüşmeler yaptık. uefa'daki temasları aktardık. aziz yıldırım ve şekip mosturoğlu'nun derhal istifa etmeleri ya da görevden alınmaları gerektiğini, aksi takdirde sert yaptırımlar gelebileceğini söyledik. bir kez daha şiddetle itiraz ettiler. hatta küfürleşmeye varan tartışmalar yaşandı. fenerbahçe yönetimi üslubunu o günden sonra iyice sertleştirdi. bizi fazlasıyla sıkıntıya sokan bir sürece girildi.

bu gelişmeler üzerine ligi ve süper kupayı erteleme kararı aldık. bu kararın önceki bütün açıklamalarımızı yalanladığının elbette farkındaydık ama alternatifimiz yoktu. sorunu çözmeden oynanacak her resmi maç bizi uefa nezdinde biraz daha sıkıntıya sokacaktı.

tff'de istifa rüzgarlari
başkan yaşanan küfürleşmeler dolayıyla bozulan moraliyle erteleme kararını netleştirmeden açıklamak zorunda kaldı. o yüzden de iyice yalancı konumuna düştük. ağustos sonu dedik, eylül başını beklemek zorunda kaldık. zaten neredeyse 20 gündür kamuoyunu oyalıyorduk, orada işler iyice çıkmaza girdi.

birkaç yöneticimiz istifa etmeye bile kalkıştı. fenerbahçe yönetiminin inadı yüzünden neredeyse tff dağılıyordu. hatta dağıldı ama bize yukarılardan gelen uyarılar, mevcut süreçte futbolun başsız kalmasının, seçim yapılana kadar atanacak kayyum vs.nin işi iyice çıkmaza sokacağı uyarılarını yaptılar. yani aslına bakarsan tff yönetimi işe mecburen devam ediyor.

kulüpler birliği ayri bir âlem
bu arada bir yandan da kulüpler birliği ile mücadele ediyorduk. bize olayı örtbas etmemiz için baskı yapıp duruyorlardı. erteleme kararı bile onları çıldırttı. lig geç başlayınca lig tv'den alacakları paranın da geç geleceğini, zor durumda kalacaklarını söyleyip "5 ağustos'ta oynamak istiyoruz" diyorlardı. akıları fikirleri parada olduğu için etik değerler umurlarında bile değildi. "uefa bizi dışlar, ne kulüpler ve milli takım edirne'nin ötesine çıkamaz" dedikçe "boşver çıkmayalım. çıkanları hali ortada" deyip ambargonun bile umurlarında olmadığını söylüyorlardı. işin uluslar arası boyutu, türkiye'nin imajı, türk futbolu'nun imajı umurlarında bile olmadı. 9 eylül kararı yüzünden hepsi ağır suçlamalarda bulundular, tehditler savurdular. bize bir daha oy vermeyeceklerini bile söylediler.

uefa: dosyayi kapatiriz ama...
9 ağustos'ta uefa bir kez daha bizden yaptırım istedi. dosyayı bir daha açılmamak üzere kapatmak istediklerini ancak fenerbahçeli tutuklu idarecilerin kulüple organik bağının kesilmemesi halinde bunu yapamayacaklarını söylediler. "ya siz kendi kurallarınız doğrultusunda bu ilişkiyi kesersiniz ya da biz olaya el koymak zorunda kalırız" dediler. bize bir hafta da süre verdiler.

nihat özdemir, murat özaydınlı ve ali koç ile bu konuları defalarca konuştuk ama olumlu sonuç alamadık. ne yapacağımızı bilemez bir haldeyken hukukçularımız bize bir ara formül önerdiler. bu formüle göre fenerbahçe yönetimi kongre kararı alacaktı. kongre en azından 3 haftalık zaman kazandıracaktı. uefa'ya da "bakın kongre yapıyorlar. bağı kesecekler" mesajını iletecektik.

aziz yildirim kabul etmedi
bu formülü fenerbahçeli yöneticilere anlattık. kendi başlarına karar veremeyeceklerini, aziz yıldırım ile konuşmaları gerektiğini söylediler. ertesi gün bize kongre kararı almayacaklarını, başkanın izin vermediğini söylediler.

kendilerine durumu her şekliyle izah ettik. dedik ki "kongre kararını alın. zaten seçilen yönetim mayısa kadar görev yapacak. aziz bey o tarihe kadar aklanırsa yeniden aday olup kazanır, fenerbahçe de zarar görmez. yoksa sizi şampiyonlar ligi'ne almayacaklar. bize ağır cezalar verecekler. bizim size yardımcı olduğumuz gibi lütfen siz de bize yardımcı olun" dedik. verdikleri yanıt "çok istiyorsanız bizi düşürün" oldu. hiç adım atmadılar.

etik kurul raporuna uymadik
bu arada etik kurul raporunu tamamlayıp bize verdi. aslına bakarsanız rapor doğrultusunda yapmamız gereken hiçbir işlemi yürürlüğe koymadık. o swiss otel toplantısında konuştuğumuz tek konu "fenerbahçe'yi kongreye zorlamak için ne yapabiliriz" oldu. çünkü bugünün geleceğini biliyorduk. uefa'nın mesajı çok netti.

fenerbahçe'nin elini kolunu bağlamak amacıyla soruşturmada adı geçen herkesi tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etmek ve karar alma yetkilerini ortadan kaldırmak belki bir formül olabilirdi. bazı arkadaşlarımız spor dünyasının bizden karar beklediğini, üzerinde konuştuğumuz açıklamanın bizleri yerle bir edeceğini söyledi. başkan, "zaten yerle bir olmuş durumdayız. baştan beri söylediğimiz her şeyi yalanladık. ne yapacağız. durumu idare etmekten başka şansımız mı var" diyerek sert bir çıkış yaptı. sonunda o kimseyi tatmin etmeyen açıklamayı yaptık ve sonucunu beklemeye başladık.

play-off fenerbahçe içindi
kamuoyunu meşgul edebilmek için de play-off sistemini ortaya atıp, hemen kabul edilmesini sağladık. gündemi değiştirmekti amaç. bunu da başardık. kamuoyu play-off'u tartışırken biz fenerbahçe yönetimini ikna çalışmalarına devam ettik. "play-off sizin için çıkarıldı. şampiyonlar ligi'ne gidemediğiniz için uğrayacağınız kaybı bir nebze olsun telafi amaçlı" dedik. ne yazık ki planımız yürümedi, fenerbahçe'de kimse istifa etmedi. aslına bakarsanız kulüpler birliği fenerbahçe'ye o kadar büyük destek veriyordu ki, fenerbahçe yöneticileri, kendilerine hiçbir şey olmayacağından emin hale geliyorlardı. başta ilhan cavcav olmak üzere bütün başkanlara olayın ciddiyetine varın diye neredeyse yalvardık. ama dinleyen olmadı. "havuz bozulursa parayı siz mi vereceksiniz" deyip duruyorlardı.

uefa çok ciddiye aliyordu
uefa'yı birkaç gün daha oyaladık. ama ne yazık ki onlar işi fazlasıyla ciddiye alıyorlardı. işin kötüsü, uefa bizden istediği her şeyi yunanistan'dan da istemişti. ve yunan federasyonu 2 takımı isteklerini yerine gelmeyince amatör lige düşürüverdi. başkan sürekli fenerbahçeli idarecilerle konuştu, durumu defalarca anlattı, yalvardı. anlatamadı. sonunda olan bize oldu. uefa baktı ki biz harekete geçemiyoruz, pierre cornu'yu istanbul'a gönderdi. çünkü kararı vermişlerdi. fenerbahçe'yi şampiyonlar ligi'ne almayacaklardı. ama son bir inceleme yapmak istediler.

cornu kesin konuştu
cornu hem bizimle hem savcılarla konuştu, sonra gelip "fenerbahçe şampiyonlar ligi'ne giremez. sıfır tolerans ilkesine uymuyor. ne yazık ki sizler de futbolu yönetenler olarak etik değerlere uygun davranmıyorsunuz. üzerinize düşen görevleri yapmıyorsunuz. bu durumda biz gerekli müdahaleyi yapacağız. ve yapacağımız müdahale fenerbahçe ile sınırlı kalmayacak" dedi. bu sözler resmen tehditti.

başkan cornu'ya adeta yalvardı ve zaman istedi. cornu'nun tavrı çok netti. "şampiyonlar ligi kuraları çekilmeden 24 saat önce bu konuya açıklık getirilmelidir. biz uefa olarak kararımızı verdik, ama sizin bir alternatifiniz olup olmadığını görmek için raporumu ileteceğim saate kadar beklerim" dedi.

başkan bu görüşmeler sonrası çıkıp yine kamuoyunu kandırmak için "çok olumlu izlenimlerle ayrıldı" açıklamasını yapmak zorunda kaldı.

o günün gecesinde kriz toplantıları yapıldı. sabahlara kadar fenerbahçeli yöneticiler ikna edilmeye çalışıldı. bir yandan fenerbahçeli idareciler ikna edilmeye çalışılırken, bir yandan da hukukçularımız bize ne türden yaptırım uygulayabileceklerini araştırıyordu. çünkü cornu, alınacak kararın fenerbahçe'yle sınırlı olmayacağını açık açık söylemişti.

aydinlar resmen saçmaladi
fenerbahçe tabii ki yine bizi ve uyarılarımızı ciddiye almadı. "göndermeyin de görelim" bile diyenler oldu. hukukçularımız da 5-8 yıl arası men cezalarından söz edince, mehmet ali aydınlar, aslında bir ay önce yapması gerekeni yapmak zorunda kaldı ve fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi'ne katılım hakkını iptal kararını imzaladı. bu kararı uefa'ya da bildirdi ve tepkileri beklemeye başladı.

fenerbahçe cephesi beklediğimiz gibi anında saldırıya geçti. federasyon faks ve mail yağmuruna tutuldu. aydınlar'ı o kadar bunalttılar ki, zaten stresten günlerdir uyku bile uyuyamayan adam, "uefa şampiyonlar ligi'ne çok önem veriyor" gibi saçma bir laf söyledi. sonrasında ne dediyse düzeltemedi.

cornu'nun şifresini çözemedik
ama asıl şok o değildi. biz 48 saattir cornu'nun "kararımız fenerbahçe'yle sınırlı kalmayacak" lafını çözmeye çalışıyor, ne ceza alabileceğimizi hesaplıyorduk. meğer bahsettiği karar trabzonspor'un şampiyonlar ligi'ne alınmasıymış. bize bu konuda hiçbir sır vermemişti. biz de verdiği mesajı doğru anlayamamıştık. doğrusu böyle bir şeye ihtimal de vermemiştik.

trabzonspor kararı bizi daha da zor durumda bıraktı. fenerbahçe cephesi bizi trabzonspor ile işbirliği yapmakla suçlamaya başladı. fenerbahçe camiası yine yürüyüşlere başladı.

fenerbahçe ilk kez yaptirim gördü
aslında bir iyi tarafı da oldu. fenerbahçe kulübü ilk kez bir yaptırımla karşılaştı. hem de sert bir yaptırım. bedeli en az 40 milyon euro. o zaman akıları başlarına geldi. başkan habertürk'te katıldığı ve program sonrası, yayına bağlandığında polemiğe girmediği nihat özdemir ile telefonda görüştü ve kongreden başka çözümlerinin olmadığını, artık kamuoyuna yalan söylemeyeceklerini ifade etti.

nihat özdemir istifaya zorlandi
"fenerbahçe'yi korumak uğruna her şeyi yaptık. bundan sonra hiçbir şey gizli kalmayacak, ört bas edilemeyecek, kamuoyuyla paylaşılacak" diyen aydınlar'ın net tavrı sonrası yapacak bir şey kalmadığını gören nihat özdemir istifa etti.

ipleri ele alan ali koç, duruma hakim havası vermeye çalıştı. artık kaçınılmaz olan kongreyi fark ettiği için camianın sempatisini kazanma çabasına girdi. ama devamlı yanlış yapıyor. "bizi düşürün" başvurusunu niye kabul etmediğimizi sorguluyor şimdi de.

fenerbahçe'nin başvurusu yok ki
başvurusu yok ki fenerbahçe'nin düşürelim. biri gelip, yönetici bile olsa "bizi düşürün" deyince düşürmemiz söz konusu olamaz. başkası demez mi "neye dayanarak düşürdün" diye. aklınca şark kurnazlığı yapıyor. maksat camiasına oy verenlerine sevimli görünsün.

bütün süreç boyunca taraftarlarına ve kongre üyelerine yalan söyleyen fenerbahçeli yöneticiler, şimdi kendi beceriksizliklerinin faturasını bize kesmeye çalışıyorlar.

ali koç saçmaliyor
ali koç diyor ki "ya 8-10 milyon euro'ya oyuncu alsaydık ne olacaktı?" sorarım size fenerbahçe tarihinde yıldız oyuncu alınmayan sezon var mı? yok. onlar şampiyonlar ligi'ne gidemeyeceklerini net olarak biliyorlardı. bu yüzden transfer yapmadılar. emenike'yi de bu yüzden sattılar. buları bile bile hala konuşuyorlar, camiayı provoke ediyorlar. ama artık kimse yemiyor. zaten aydınlar da artık susmama kararı verdi. "ben onları koruyorum, onlar beni fenerbahçe'den atmaya kalkışıyorlar" diyor. bu nedenle artık susmaları şart. hem ali koç öyle saçmalıyor ki, yaptığı açıklamalar resmen şikeyi itiraf. "sezon ortası düşüp 2 yıl kaybetmeyelim, şimdiden düşürün" diyor. ne yani, suçlu musunuz? hiç düşünmeden konuşuyor.

$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$

Akabinde de benim yorumum şu şekilde oldu :)

abi valla bu yazıdan anladığım zaten bizim de uzun süredir birlikte
söylediğimizi, tff nin beş para etmez oluşu ve adam gibi tutarlı konuşmalar
yapmadığı.
ne dediğini bilmez, yalan yanlışla günü kurtarmaya çalışan bir tff..

play-off ise hem günü kurtarmaya yönelik bir adımdı
çünkü fb'yi eksi puanla başlatacakları da çok önceden belliydi,
hem de kulüpler birliğinin para tutkusuna yönelik bir adımdı,
olası olarak fb düşürülürse maç sayısı artsın da havuz dolsun diye..

bence fb nin davranışı tutarlı olmuş.
ben yaptılar yapmadılar demiyorum,
yaptılarsa çıksın ortaya çeksinler cezalarını ne ikinci ligi en alt lige
düşürülsün gerekirse,
yeter ki bizim ekmek paramızı götürüp de yatırdığımız lisanlı ürünler,
çektiğimiz eziyetler gittiğimiz maçlar, her hafta üzüldüğümü sevindiğimiz anlar
gerçekten "temiz" olsun.

eğer haklılarsa sonuna kadar bu şekilde davranmaları gerekirdi
eğer yapmadık diyorlarsa dün de bu şekilde davranmalılardı
uefa + tff, fb'yi şampiyonlar liginden attığında da..

uefa bunu önceden söylemiş, tff önceden söylemiş..
iyi de bu neyi değiştirir,
eğer bir karar alıyorsanız adam gibi alın adam gibi açıklayın,
dayanağınızı da gösterin..

ayrıca yazıda neden sadece fb nin cezalandırıldığına dair bir
gerekçe de bulamadım açıkcası :)
uefa tff yi kulüpleri tehtid ediyor, herkes korkuyo
kupayı verenler mi dersin, dekoder alın diyenler mi,
lig boyunca avaz avaz bağırıp da sonradan lâl kesilenler mi..

madem bi yaptırım yapacaksın, herkese adil davran arkadaş..
önlem alıyorsan adam gibi al, göndermeyeceksen hiçbir kulübü gönderme..
birini göndermeyip diğerlerini göndermek nasıl bir anlayıştır anlam veremedim ?!

kulüpler birliğinin para düşkünü olduğu ve hepsinin kendi
çıkarlarını gösterdiği zaten yıllardır biliniyor, yeni birşey değil,
tff deki abimiz de bunu yeni öğrenmiş sanırım :)

bir de ali koça saçmalamış demiş,
gitsin ilk önce tff adam gibi karar versin,
adam diyorki tedbir olarak fb yi göndermiyoruz,
ee ts temiz mi kesin ?! ona tedbir yok mu ?

sonra fb diyor tabi ki madem göndermiyorsun liginde niye oynatıyorsun,
haksızlar mı ?

madem tedbir, ligden de düşür işte, ligin ortasında düşürmenden iyidir,
tedbir olarak şimdi düşür, hem de birinci lig takımlarına karşı mahçup olmamış olursun,
ama yok ona gücü yetmiyor değil mi sıkıyor biraz..

ali koç'un istediği de tam olarak bu,
tff nin tutarlı olması..

uefa iki gazete okudu, kararı verdi,
maşa olarak da tff yi kullandı.

olay tff nin üzerine kaldı,
tff de zaten omurgasız bir duruş sergiliyordu
devamında da iyice bocaladı..

Allah Türk futbolunun sonunu hayreder inşallah...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

ligden çekil fenerbahçem

fenerbahçe ligden çekilmelidir !

uefa tff yi tehtid etti
tff korktu

fenere çekil dedi
kendin intihar et
fener yok dedi benim yolum doğru sen çekil

tff döndü uefa ya yok çekilmiyorlar
uefa tffye sen çek dedi
yoksa ben senin kulağını çekicem

uefa kendi karar alamadı
fenere ne derim ya haklı çıkarsa dedi
maddi manevi tazminatın altından nasıl kalkarım dedi

*

suç sabit değilse nasıl suçlu sayılabilir bir takım,
tff karar alıp yargı sonucunu bekleyeceğiz deyip de
nasıl olur da şimdi böyle bi karar alabiliyor

*

şampiyonlar ligi önemli de avrupa önemli değil mi
ne mantıkla sadece şampiyonlar ligine giden takım
hakkında yaptırımda bulunabiliniyor

neden sadece fb cezalandırılıyor da bjk ts kayrılıyor,
yetmezmiş gibi ts şampiyonlar ligine göndeliyor
onların suçsuzluğu kesin de fb mi suçlu bir tek

yarın bu takımlar da suçlu çıkarsa ne olacak
bunun hesabını kim verecek

uefa o zaman türkiyeye men cezası vermeyecek mi,
o zaman ts bjk ceza almayacak mı

*

madem öyle hiçbir takım gönderme,
madem öyle ligden de düşür fenerbahçeyi
nasıl bir zihniyettir bu
nasıl bir anlayıştır ?!

*

fenerbahçe ligden çekilmelidir,
ikinci lige düşüp,
bir yıl sonra lige buradan devam etmelidir.

fakat, öğrendiğime göre ligden çekilebilmek için
yönetim kurulundan ziyade fenerbahçe kurulu bütün
üyelerle birlikte toplanmalı ve
ortak karar almalıdır. ve bu karar alınırsa şayet
seneye fenerbahçe bir alt ligden değil, en alt ligden
başlayacaktır.

bu sebeple fenerbahçe süper ligde hiçbir maça çıkmamalı
ve tff zorunlu olarak fenerbahçeyi bir alt lige düşürmelidir.

*

fenerbahçe kulübüne ve taraftarlarına yapılan
bu saygısızlık ve haksızlık elbet karşılığını bulacaktır,
hesap sorulacaktır !

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Fenergenekon: Aziz Paşayı da aldılar

Tutturmuşlar bir şike skandalı.

Okudum, dinledim ve artık yazıyorum..

Bu zamana kadar çok temiz bir ligimiz vardı da şimdi mi kirlendi.
Bu zamana kadar bütün maçlar hakkıyla kazanıldı da şimdi mi şampiyonluklar satılık oldu.

Öncelikle bu dava basit bir dava değildir. Davayı açan "özel yetkili savcı", mahkeme ise
"ağır ceza mahkemesi" ?! Bir futbol sorunu nasıl olur da federasyonu aşıp, doğrudan ağır ceza
mahkemesine gidiyor ve özel yetkili savcı tarafından idare ediliyor.

Sürecin sekiz (8) ay öncesine dayandığı açıklandı. Bunca zamandır ellerinde veri, delil yok muydu da şimdi ortaya çıktı. Biz 8 ay öncesinde 9 puan liderin gerisindeydik, 20 küsür yıldır Türkiye kupasını alamıyoruz, o kupayı almaya mı paramız yetmedi. Ya bu adamlar bu kadar basit mi elden para verecek, telefonda dinlendiklerini bildikleri halde konuşacak. Bu kadar basit değil bu işler. Yok başkan Emenike'nin hesabına para aktarmış yok kodlu konuşmuş. Bu kadar basit değil bu işler...

Hem Emenike'nin para alırken görüntüleri vardı. Madem böyle bir delil var elinizde neden serbest bıraktılar diye sorarlar adama.

Aziz Yıldırım'ı içeri almak, Fenerbahçe gibi köklü ve Türkiye'nin en öncü kulüblerinden birini itham altında bırakmak öyle kolay bir iş değildir. "Çamur atayım izi kalsın"cılık, böyle bir kulübe nasıl bu kadar kolay yapılabilir.

İstenerek ya da istenmeyerek, Fenerbahçe'ye ağır yaralar verilmektedir, kulüb büyük zararlara uğratılmaktadır. Medyada yer alank haberlerle ve "söylemlerle" Fenerbahçe maddi manevi zarara uğramıştır.

Sorgulama kapsamında dahi, şu ana kadar Fenerbahçe Spor Kulübü hiçbir şekilde bir şike iddiasıyla suçlanmamıştır. Sadece başkanımız Aziz Yıldırım gözaltına alınımştır. Başkanımız da silahlı örgütte yer almak iddiası ile suçlanmıştır. Olay buradan da anlaşılacağı gibi basit bir şike soruşturması olmamakla birlikte, ileriki zamanlarda hepbirlikte göreceğiz ki, bu olay başka soruşturmalara, başka yerler gidecek (belki de ergenekon'a bağlanacak) ve belki de başkanımız uzun süre gözaltında ya da tutuklu kalacaklardır.

Ancak tekrar belirtmek isterim ki, Fenerbahçe Spor Kulübü henüz hiçbir şike iddiasıyla suçlanmamıştır. Emniyetin yaptığı açıklamada 19 maçta şike olduğu belirtilmiş ancak hiçbir şekilde herhangi bir kulüb ismi verilmemiştir.

Eğer silahlı örgüt kurmaktan sorgulanan kişiler, gerçekten böyle bir örgüte üyelerse yargı cezasını verir. Ancak ismi geçen bu kişiler, örgüte üye olmak haricinde Fenerbahçe kulübünün çıkarı için şike yapmış mı yapmamış mı önemli olan budur. Eğer yaptılarsa, adaletin ve TFF nin vereceği hertürlü karara saygı gösteririz.

Eğer biri bir şike yaptıysa, her kim olursa olsun, hangi kulüb olursa olsun, ortaya çıkarılsın, cezası neyse çeksin. Böylelikle Türk futbolu temizlenmiş olsun. Yalnız bu temizlik, bir iki kulüble değil geçmişe ve geleceğe yönelik bütün takımların kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesi ve gerekenin yapılması ile mümkün olacaktır. Yasalarda geriye yönelik bir cezai yaptırım yok fakat TFF böyle bir yaptırım gücüne sahiptir. TFF 20 yıl geriye dönük olarak ilgili takımlara hertürlü cezai yaptırımı yapacak yetkiye sahiptir. Daha önce yapmıştır, yapamamıştır. Ancak bu saatten sonra yapmalıdır ve adaleti Türk futbolu için sağlamalıdır.

Sorulması gereken bir başka soru da, şikenin sadece bugün mü yapılmış olabileceği. Bazı kimseler, yıllardır bugünü beklediklerini, artık ligin temizleneceğini söylemekte. Bunca zaman vardı da neden bir yaptırım yapılmadı. Şike yasalarca 'suç' olmasa bile, TFF tarafından yasaktı. Öyle bir ortam yaratılıyor ki, sanki şike şimdiye kadar serbestti de 14 Nisan'dan sonra suç olmaya başladı.

Ayrıca polisin son 5 maçın sonucunu bildiği ve süreci devam ettirdiği söyleniyor. Madem bunlar önceden biliniyor ve delillendirilebiliyordu, neden ligin bitmesini bekledi, hatta ligin bitmesinden sonra bir ay geçmesini daha bekledi. Neden suçu önlemeye karşın bir önlem alınmadı, bile bile suçun yapılmasına izin verildi. Lig son 5 hafta kesilebilir, TFF maçları durdurabilir ya da iptal edebilir, ve gereken yapılabilirdi.

Bu soruşturma daha da genişleyecek, Beşiktaş Trabzonspor başta olmak üzere birçok kulüb daha bu soruşturmanın içerisine dahil olacak. Eğer şike iddiaları da doğru çıkarsa, bu tek bir takımda çıkmaz, birçok kulüb buradan zarar görür.

Ayrıca dikkat çekilmesi gereken birbaşka durum da, lig sürecinde sürekli haklarının yendiğini düşünen birçok kulüb ve kişilerin, bu soruşturma sürecinde suskun kalmaları. Normalde çoktan bağırıp çağırıp ortalığı ayağa kaldıracak olan kimseler, kulübler hâlâ suskunluğunu bozmadılar. Acaba neden susuyorlar, yoksa onların da çekindikleri başka şeyler mi var ?

Eğer bir kirli iş varsa, kirli işleri yapan kimselerin, kirli işleri yapan meslektaşları da vardır ve bu kimseler birbirlerini çok iyi tanırlar. Korkarım ki böyle bir durum mevcut olsun.

Yargı bağımsız kararını verecektir ve herkes de bu karara saygı göstermek zorundadır. Ancak TFF'nin delillere bakarak kendi bünyesinde herhandi bir karara varması düşünülemez. Ne TFF bir yargı organı dır, ne de yargılamak ve karar vermek TFF'nin haddinedir. TFF yargının sonucunu beklemelidir. Yargının sonucunu beklemeden kendisinin ceza kesmesi, yargıdan tersi bir sonuç çıktığı taktirde TFF'yi, altından kalkamayacağı bir yükün altına sokmuş olacaktır.

Sonuç olarak bir soruşturma başlatıldı gidiyor. Hepimiz merakla sonucunu bekliyoruz. Herneyse çıksın ortaya, şike yapıldıysa da yapılmadıysa da, kim nerde ne zaman yaptı, nasıl yaptı, hepsi birbir çıksın ortaya. Gerekene de cezası verilsin. Bu Fenerbahçe de olabilir, başkan Aziz Yıldırım da. Ancak daha henüz yargı bir karara varmadan, ne TFF bir sonuca varmalıdır, ne de medya ve insanlar. Fenerbahçe haklı çıktığı taktirde, böyle bir lekeden maddi manevi çok büyük kayıplara haksızca uğramış olacaktır.

Temennim odur ki, Fenerbahçemiz bu olaylardan alnının akıyla tertemiz çıkacaktır.
Tertemiz, alın teriyle alınmış nice kupalara, şampiyonluklara koşacaktır.

Saygılarımla..

06/07/2010
Orhun DALABASMAZ